Diamond Head – Diamond Head

diamond_head2Diamond Head‘ın uzun hem de çok uzun bir aradan sonra yeni bir albüm hazırlığında olduğu haberi gündeme düştüğünde hepimiz bunu çok büyük bir sevinçle karşılamıştık. Grubun en son albümü What’s In Your Head? 2007’de çıkmıştı yani dokuz yıllık bir özlem söz konusuydu. Nihayet grupla aynı adı taşıyan yeni albüm 11 Mart’ta çıktı. Biraz geç yazıyorum tabii, ancak vakit bulabildim, ama son zamanlarda beklediğim bazı albümler bende hayal kırıklığı yaratınca, hayal kırıklığı yaratmayan bu albüme nihayet burada değineyim dedim.

Albümde 11 parça var. Bu 11 parçanın hepsinde ayrı güzellikler bulabiliyoruz ama birkaç tanesi daha ön plana çıkıyor. Lightning To The Nations döneminden fırlamış gibi görünen bir riffle açılan ilk şarkı Bones, arka plandaki vurucu rifflerle müzikal zenginliğini sunan Shout At The Devil, Dio‘nun geç dönem çalışmalarını hatırlatan, mistik havasıyla büyüleyen Set My Soul On Fire, 80lerde yapılsaymış Diamond Head klasiği olmaya aday See You Rise, tempoyu yavaşlatan ama sihri arttıran All The Reasons You Live, hızlı parlayıp ortada yavaş ve nefis bir gitar partisyonunun konduğu ve böylece klasik Diamond Head döneminin harikuladeliğini yansıtan Wizard Sleeve, dramatik riffleri ve arka planda bas gitarın yoğun kullanıldığı süslemelerle Our Time Is Now, vurucu gitarlarıyla, sololarıyla ve üst düzey vokal performansıyla Speed, Am I Evil‘ı hatırlatan rifflerle açılan Blood On My Hands, albümün geneline nazaran biraz sönük kalsa da çok da kötü durmayan Diamonds, Led Zeppelin Kashmir tarzı senfonik ve muhteşem bir kapanış olan Silence, albümü büyük bir sihirle doldurarak fanları çok mutlu eden bir başyapıt ortaya çıkarıyor.

diamond_head3Yeni vokalist Rasmus Bom Andersen ile Diamond Head‘in yeterince muhteşem bir dönüş yaptığını söyleyebilirim. Grubu bu kadar çok sevmemde en büyük etkenlerden biri Sean Harris‘in benzersiz vokali olduğu için, ondan sonra gelen vokalist Nick Tart‘tan sonra ikinci bir vokalist değişikliğine daha şüpheli bakmıştım. Rasmus‘un vokali grubun önceki vokalistlerine hiç benzemiyor, modern dokunuşlar içeriyor ama klasik heavy metalin yapısına uygun ve 80lerin soundunda fazla sırıtmıyor. Grup bu albümü, önceki albüme nazaran klasik albümlerinin sounduna daha yakın bir şekilde kaydetmiş, gitarlar daha çiğ duyuluyor, genel hava Lightning To The Nations dönemine daha yakın duruyor. Beste kalitesinin en üst düzeyde olduğu albümlerden biri, doğru yerlerde giren ve iş olsun diye bestelenmediği çok belli olan içten sololar, bazı parçalarda öne çıkan bas partisyonları, coşkun davullar, albümün lezzetini oluşturuyor.

İlk dönem albümler kadar klasikleşmeye yakın mı bilemiyorum, bunu zaman gösterecek. Bu albümü her ne kadar çok sevsem de Diamond Head dinlemek istesem gene açar Lightning To The Nations dinlerim, Borrowed Time dinlerim ama zaman içinde bu albümü de listeye katabileceğimi hissediyorum. Hani Saxon‘un son albümü Battering Ram‘de de oldu bu, bazı parçalar nedeniyle arada açıp dinlemek istiyorum ama bir Denim and Leather ya da Crusader‘ın yeri bambaşkadır, işte onun gibi. Klasik albümlerde bambaşka bir duygu, bambaşka bir sihir vardı ama bu albümde de genel olarak Diamond Head‘i Diamond Head yapan şeylerin en güzelleri toplanmış diyebilirim. Dinleyen pişman olmayacaktır.

diamondhead2016album

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here